Sende benim gibi ne önemi var diyeceksin değil mi kardeşim. Gerçektende önemi yok. Bende normalde eposta ve telefonuma gelen mesajlarla hatırlarım doğum günümü. Ama nasıl olduysa en son doğum günümü hatırlayarak kalktım yatağımdan. Bu yüzden biraz önemsedim yani. Yolun yarısı olduğundan mı diye düşündüm. Ama bu kesin değildi ki, şiirdeki gibi bir 35 yıl daha garanti değildi. Birazcık düşünmeye ve hayatı sorgulamaya karar verdim. Nerede olmak istiyordum, neredeydim. Kimlerle olmak istiyordum, kimlerleydim. Neler yapmak istiyordum, neler yaptım veya neleri yapmamak isterken yaptım. Başarıları ve başarısızlıkları, kaybettiklerimi ve kazandıklarımı tekrar tekrar düşündüm. Geçmiş ne kadar önemliydi, gelecek için ne kadar çalışılmalıydı. Bugün yapmam gerekenler nelerdi. Hangi hayalleri kurmalı hangilerini silmeliydim aklımdan. Kime gülmeli, kime surat asmalıydım. Yeni dostluklara, yeni maceralara atılmalımıydım? İşte bunun gibi soruları geçte olsa uzun uzun düşünmeye karar verdim. Mutluluk denilen şey ne idi, huzurun tanımı nasıldı, başarı nasıl, kime veya neye göre ölçülüyordu gibi birçok soru geldi aklıma biraz düşününce.
Bugünün doğum günü mesajları ve yaş pastadan ibaret olmaması gerekirdi galiba dedim kendi kendime. Şirketlerimize bütçe yapıyoruz ve yıl sonunda mali tablolarla karşılaştırıyoruz tutuyormu diye. Devletlerde de öyle değil mi. Hatta odalar, borsalar, vakıflar, dernekler vb hayatımızda her alanda bunu yapıyoruz ama sadece maddi konularda. Peki maneviyat ne olacaktı kardeşim. Hiç bunu sormadık kendimize. Herkes gibi sende ekonomik muhasebeni zaten yapıyorsundur ama bırak onu meraklıları yapsın. Hayatın muhasebesini yaptığında göreceksin ki maddi bütçe zaten tutuyor. Ne ömürlük bütçelerimiz oldu, ne de belirli bir zamanı kapsayan dönemlik bütçelerimiz maneviyatla ilgili. Şu ana kadarda yapılmış bir mali tablomuzda yok zaten kendi manevi durumumuzu ayrıntılı değerlendirebileceğimiz.
Neyse fazla uzatmayayım. Sende efkarlanma şimdi. Pastayı yedim. Ben gidiyorum. Doğum günü kutlu olsun kardeşim.